Prof.Dr. Rüştü SERTER
Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı
Türkçe English

Endokrinoloji yani Hormon Hastalıkları ve Metabolizma ile ilgili konularda sağlık desteği ve tedavi hizmeti verilmektedir.



Sağlıklı Günler Dilerim...


Endokrin veya Endokrinoloji Nedir ? Diyabetle İlgili Herşey Tiroid Hastalıkları (Guatr) Kilo Sorunu ile İlgili Herşey (Obezite) Metabolik Sendrom nedir ? Sağlıklı Yaşam ve Beslenme Kolesterol Yüksekliği Hipertansiyon Osteoporoz Hormonlarla ilgili diğer Hastalıklar Jet Lag nedir ? İnternette Dr Rüştü Serter Basılı Medyada Dr Rüştü Serter Görsel Medyada Dr Rüştü Serter Tıp Sözlüğü Obezite Atlası ACIBADEM
Doktora Sor
Güvenlik Kodu
Ziyaretcilerim
1843077 Kişi ziyaret etti.
Diyabet (Şeker Hastalığı) hakkında herşey
Diyabet (Şeker Hastalığı) hakkında herşey
 
 
 
Diyabet nedir? Nasıl gelişir?  
 
 
Diyabet, başta karbonhidratlar olmak üzere protein ve yağ metabolizmasını ilgilendiren bir metabolizma hastalığıdır ve kendisini kan şekerinin yüksek olması ile gösterir. Diyabet hastalarındaki temel metabolik bozukluk, kan yoluyla taşınan glukozun (şekerin) hücrelerin içine girememesidir. Normal koşullarda besinlerden elde edilen veya karaciğerdeki depolardan kana salınan glukoz pankreas tarafından salgılanan İNSÜLİN hormonunun yardımıyla hücre içine girer ve orada yakılarak enerjiye dönüşür. Hücrelerin üzerinde değişik maddelerin girmesine izin verilen kapılar vardır. Bu kapılar normalde kilitlidirler ve uygun anahtar varlığında açılırlar. Diyabet, hücrelerin üzerindeki glukoz kapısının açılamaması durumudur. Bu örnekten ilerlersek diyabet, anahtar işlevi gören İNSÜLİN hormonu yetersizliğine ve/veya insülinin etkilediği reseptörlerin (hücre kapısındaki kilidin) bozukluğuna bağlı olarak gelişmektedir.
 

Kaç tip diyabet vardır? Diyabet sıklığı ne kadardır? 
 
Nedenlerine göre bir çok diyabet tipi olmakla birlikte diyabet vakalarının çok büyük bir kısmını Tip 1 ve Tip 2 diyabet vakaları oluşturmaktadır.
 
 
 
Tip 1 Diyabet 
 
Daha çok çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür. Tip 1 diyabet, pankreasta bulunan ve insülin üreten beta hücrelerinin otoimmün bir süreç (vücudun bağışıklık sisteminin kendi hücrelerini tanıyamaması) sonunda zedelenmesi ile meydana gelmektedir. Mutlak veya görece bir insülin yetersizliği olduğundan hastalar ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak zorundadırlar. Bu nedenle Tip 1 diyabet İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus=IDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Genel olarak toplumdaki diyabet vakalarının %10’unu Tip 1 Diyabet vakaları oluşturmaktadır. Çocukluk çağında Tip 1 diyabet sıklığı ülkeler (bölgeler) arasında farklılık göstermekte ve her yıl 15 yaş altındaki 100.000 çocuktan 1-42’sinde diyabet gelişmektedir. Tip 1 diyabet genel olarak kuzey ülkelerinde daha sık görülmektedir.
 

Tip 2 Diyabet 
 
Diyabet olgularının yaklaşık % 90'ını oluşturur ve sıklıkla erişkinlerde ve şişman (obez) kişilerde görülmektedir. Tip 2 diyabetli hastalarda insülin salgılanmasındaki yetersizlikten çok dokulardaki insülin reseptörlerindeki direnç (rezistans) sonucunda glukoz metabolizması bozulmaktadır. Tip 2 diyabetin kuvvetli bir genetik yatkınlık zemininde geliştiği bilinmekle birlikte, genetik mekanizmalar tam olarak aydınlatılamamıştır. Tip 2 diyabetliler hastalıklarının başlangıcında uzunca bir süre insülin ihtiyacı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Bu nedenle Tip 2 diyabet İnsüline Bağımlı Olmayan Diyabet (Non-Insulin-Dependent Diabetes Mellitus= NIDDM) olarak da isimlendirilmektedir. Ülkemizde erişkin nüfusta % 14 oranında Tip 2 diyabet görülmektedir.
 
 
 
Diyabetin bulguları nelerdir? 
 
Diyabete bağlı klinik bulgular vücuttaki karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasının bozulmasına bağlıdır. İnsülin eksikliği ve/veya insülin direnci nedeniyle hücrelere giremeyen glukoz belli bir serum düzeyini (yaklaşık 180 mg/dl) aştığında idrarla atılmaya başlar. Böbreklerden atılan glukoz beraberinde sıvı atılımını da arttırır ve sonuçta ÇOK VE SIK İDRAR YAPMA olur. Buna bağlı ortaya çıkan sıvı kaybını karşılamak için ÇOK SU İÇİLİR. Organizma, enerji kaynağı olarak glukozu kullanamayınca bir taraftan İŞTAH ARTAR diğer taraftan yedek enerji depoları olan yağlar ve proteinler yıkılmaya başlar ve bunun sonucunda iştah artmasına rağmen KİLO KAYBI olur. Bu klasik bulguların dışında diyabet hastalarında ÇABUK YORULMA, GÖRME BULANIKLIĞI, SIK DERİ ENFEKSİYONU, KADINLARDA VAJİNAL MANTAR ENFEKSİYONU gibi bulgular da görülür.
 
 
 
Diyabet tanısı nasıl konur? 
 
Diyabet tanısı, çeşitli uluslararası kuruluşların belirlediği ölçütlere göre konmaktadır:
 
 
- Yukarıda sayılan diyabet bulguları olan bir kişide herhangi bir zamanda ölçülen plazma glukoz düzeyinin 200 mg/dl ve üzerinde olması,
 
- En az 8 saatlik aç (kalori almayan) bir kişide plazma şekerinin 126 mg/dl ve üzerinde olması,
 
- Şeker yükleme testinde (OGTT) 2. saatteki plazma glukoz düzeyinin 200 mg/dl ve üzerinde olması.
 
 
 
Gizli şeker nedir (Bozuk Glukoz toleransı) ?
 
Halk arasında gizli şeker olarak isimlendirilen durum, normal glukoz dengesi ile diyabet arasında kalan metabolik bozukluk durumunu ifade etmektedir. Normalde açlık plazma şekerinin 100 mg/dl'nin altında olması gerekmektedir. 126 mg/dl'nin üzeri ise diyabettir. Açlık plazma şekerinin 100 ile 126 mg/dl arasında olması "Bozulmuş açlık glukozu" olarak tanımlanır ve bu gruba girer. Benzer şekilde şeker yükleme testi yapılan kişilerde 2. saatteki plazma glukoz düzeyininin 140 ile 200 mg/dl'nin arasında olması da bozuk glukoz toleransı olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte bu kişiler Tip 2 diyabet için en riskli grupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.
 
 

 

 

 

DİYABET HAKKINDA VİDEO-1 İÇİN TIKLAYINIZ (İNGİLİZCE)

 

DİYABET HAKKINDA VİDEO-2 İÇİN TIKLAYINIZ (İNGİLİZCE)


Sınırlı Sorumluluk Beyanı
Web sitemizin içeriği, ziyaretçiyi bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. Bu kaynaktan yola çıkarak, ilaç tedavisine başlanması ya da mevcut tedavinin değiştirilmesi kesinlikte tavsiye edilmez. Web sitemizin içeriği, asla kişisel teşhis ya da tedavi yönteminin seçimi için değerlendirilmemelidir. Sitede kanun içeriğine aykırı ilan ve reklam yapma kastı bulunmamaktadır.© 2010 - 2020, Tüm hakları saklıdır. Gizlilik Sözleşmesi. Bu web sitesi CEOTECH tarafından yapılmıştır. Daha detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız.